logo

0322 455 25 50
0532 470 32 37

Adana / Türkiye

PROFESÖR DOKTOR ALİHAN DERİNCEK

''Hareket hayattır. Hareketli ve ağrısız bir hayat için sağlıklı omurga ve eklemler''

PROF. DR. ALİHAN DERİNCEK

lightbox
10 Nisan 1974 yılında Antakya’da doğdu. İlköğretim ve liseyi Mersin, Kütahya ve Denizli illerinde tamamladı. 1991-1997 yılları arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde Tıp eğitimini aldı. 1998 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Ortopedi ve Travmatoloji ihtisasına başladı. 2003 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı ünvanı aldı. 2003-2005 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri Minnesota Eyaletinde Hennepin Medical Center’da ve Twin Cities Spine Center’da omurga hastalıkları konusunda Research Fellow olarak çalıştı. Bu dönemde omurga biyomekaniği ve omurga hastalıkları konusunda çeşitli projelerde görev alarak bilimsel çalışmalarda bulundu. 2005 yılındaTürkiye’ye dönerek Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında Öğretim Görevlisi olarak akademik hayatına başladı. 2007-2008 yılları arasında Van Asker Hastenesinde vatani hizmetini tamamladı. 2008 yılında Yardımcı Doçent olarak Başkent Üniversitesinde akademik hayatına devam ederek, 2011 yılında Ortopedi ve Travmatoloji Doçent Doktoru ünvanını aldı. 2017 yılında Profesör oldu. Türk Ortopedi ve Travmatoloji ve Türk Omurga Derneği üyesidir. Evli ve 1 çocuk babasıdır.

 

YAYINLAR LİSTESİ

Uluslararası hakemli dergilerde yayımlanan makaleler

1. Bilgin SS, Olcay SE, Derincek A, Adıyaman S, Demirtaş AM. Can simple release relieve symptoms of carpal tunnel syndrome caused by a persistent median artery? Clinical experience. Arch Orthop Trauma Surg. 2004; 124(3):154-156.

2. Derincek A, Wood KB, Muench CA. Superior mesenteric artery syndrome following correction of kyphosis in an adult. J Spinal Disord Tech. 2004; 17(6):549-553.

3. Beaubien BP, Derincek A, Lew WD, Wood KB. In vitro biomechanical comparison of an anterior lumbar interbody fusion with an anteriorly placed, low-profile lumbar plate and posteriorly placed pedicle screws or translaminar screws. Spine. 2005; 15;30(16):1846-1851.

4. Derincek A, Wu C, Mehbod A, Transfeldt EE. Biomechanical comparison of anatomic trajectory pedicle screw versus injectable calcium sulfate graft-augmented pedicle screw for salvage in cadaveric thoracic bone.J Spinal Disord Tech. 2006;19(4):286-291.

5. Freeman AL, Derincek A, Beaubien BP, Buttermann GR,Lew WD, Wood KB. In vitro comparison of bioresorbable and titanium anterior cervical plates in the immediate postoperative condition. J Spinal Disord Tech. 2006; 19(8):577-583.

6. Derincek A, Arslanoglu A, Colak M. Approach for the overuse patello-femoral pain syndrome in recruits undergoing military training. Balkan Military Medical Review 2007; 10(2), 69-71.

7. Derincek A, Mehbod A, Schellhas K, Pinto M, Transfeldt E. Discography: can pain in a morphologically normal disc be due to an adjacent abnormal disc? Arch Orthop Trauma Surg. 2007;127(8):699-703.

8. Derincek A, Mehbod A, Pinto M, Transfeldt E. Degeneration of non-fused segments after floating lumbar fusion. Acta Orthop Belg. 2008 Aug;74(4):507-511.

9. Celik H, Derincek A, Arslanoglu A. Interlaminar discectomy in lumbar disc herniation: shorten postoperative return to work period in recruits undergoing military training. Military Medicine. 2008; 173(9):924-926.

10. Derincek A, Ozalay M, Sen O, Pourbagher A. Posterior epidural mass: can a posteriorly migrated lumbar disc fragment mimic tumour, haematoma or abscess? Acta Orthop Belg. 2009; 75(3):423-427.

11. Cınar M, Akpınar S, Derincek A, Circi E, Uysal M. Comparison of arthroscopic capsular release in diabetic and idiopathic frozen shoulder patients. Arch Orthop Trauma Surg. 2010; 130(3):401-406.

12. Ergun T, Lakadamyali H, Derincek A, Cagla Tarhan N, Ozturk A. Magnetic resonance imaging in the visualization of benign tumors and tumor-like lesions of hand and wrist. Curr Probl Diagn Radiol. 2010; 39(1):1-16. Review.

13. Ozalay M, Sahin O, Derincek A, Onay U, Turunc T, Uysal M. Non-tuberculous thoracic and lumbar spondylodiscitis: single-stage anterior debridement and reconstruction, combined with posterior instrumentation and grafting. Acta Orthop Belg. 2010; 76(1):100-106.

14. Çınar M, Derincek A, Karan B, Akpınar S, Tuncay C. Bone pulsating metastasis due to renal cell carcinoma. Chir Organi Mov. 2010 Apr 8. (Epub ahead of print)

15. Türker M, Derincek A, Çınar M, Yalçınozan M. Coronoid fractures and elbow instability, general review and clinical presentation. Eur J Orthop Surg Traumatol. DOI 10.1007/s00590-009-0575-y.

16. Cinar M, Derincek A, Akpinar S. Tibiocalcaneal arthrodesis with posterior blade plate in diabetic neuroarthropthy. Foot Ankle Int. 2010 Jun;31(6):511-6.

17. Cinar BM, Circi E, Guven G, Tuncay IC, Hersekli MA, Derincek A. Extracorporeal shock waves in articular cartilage defects in the rats. Musculoskelet Surg. 2012 Jun;96(1):23-8.

18. Cınar M, Derincek A, Akpınar S. Irreducible dislocation of the knee joint: two-stage treatment. Acta Orthop Traumatol Turc. 2011;45(4):280-3.

19. Celik H, Derincek A, Koksal I.Surgical treatment of the spinal stenosis with an interspinous distraction device: do we really restore the foraminal height? Turk Neurosurg. 2012;22(1):50-4

20. Derincek A, Eker E, Pourbagher A, Cınar MB, Ozalay M. Lumbar epidural steroid injection: Is the success rate predictable? Agri. 2011 Oct;23(4):147-52

21. Derincek A, Türker M, Cinar M, Cetik O, Kalaycioğlu B.Revision of the failed pedicle screw in osteoporotic lumbar spine: biomechanical comparison of kyphoplasty versus transpedicular polymethylmethacrylate augmentation. Eklem Hastalik Cerrahisi. 2012;23(2):106-10.

22. Çirci E, Özalay M, Caylak B, Bacanli D, Derincek A, Tuncay IC. The effect of oophorectomy on epidural fibrosis after laminectomy: an experimental study in rats.. Acta Orthop Traumatol Turc. 2013;47(3):193-200.

23. Çınar BM, Çirci E, Balçık C, Güven G, Akpınar S, Derincek A. The effects of extracorporeal shock waves on carrageenan-induced Achilles tendinitis in rats: a biomechanical and histological analysis.. Acta Orthop Traumatol Turc. 2013;47(4):266-72.

Ulusal hakemli dergilerde yayımlanan makaleler

1. Yazar T, Basarir K, Derincek A. Travma sonrasında siringomyeli gelişen bir olguda geç dönemde dekompresyon. Acta Orthop Traumatol Turc. 2005; 39(2):172-175.

2. Özalay M, Şenköylü A, Benli T, Uysal, M, Derincek, A, Altun N. Ciddi koronal ve sagittal omurga deformitelerinde posterior tam vertebral kama rezeksiyon (domaniç osteotomisi) sonuçları. Journal of Turkish Spinal Surgery. 2008; 19 (2), 111-121.

3. Derincek, A, Balçık C., Çınar, M., Uysal, M., Özalay, M. Yetmezlik gelişen sakral vidaların kurtarılması: Ala vidaları, büyük pedikül vidaları ve polimetilmetakrilat ile güçlendirilmiş pedikül vidalarının biyomekanik olarak karşılaştırılması. Journal of Turkish Spinal Surgery. 2009; 20 (1), 3-10.

4. Özalay M, Derincek A, Karaeminoğulları O, Uysal M, Ersözlü S, Çınar M. Kompleks lumbar spinal stenoz nedeniyle dekompresyon ve füzyon uygulanan hastalarda perioperatif risk faktörleri. Journal of Turkish Spinal Surgery. 2009; 20(1), 25-30.

5. Derincek, A., Çınar, M, Özalay, M. Akpınar Sercan. İnsan ve dana vertebrasının anatomik karşılaştırılması: Birinci sakral omur pedikülünün morfolojisi. Journal of Turkish Spinal Surgery. 2009; 20 (3), 3-9.

6. Çınar M, Akpınar S, Derincek A, Beyaz S, Uysal M. Elastofibroma Dorsi: Nadir görülen bir omuz ağrısı nedeni. Acta Orthop Traumatol Turc. 2009; 43(5):431-435.

7. Cinar BM, Akpinar S, Hersekli MA, Uysal M, Cesur N, Pourbagher A, Derincek A. Hamstring tendon otogrefti ile yapılan ön çapraz bağ rekonstrüksiyonunda iki farklı tespit yönteminin femoral kemik tünel genişlemesi ve klinik sonuçlar üzerine etkisi.. Acta Orthop Traumatol Turc. 2009;43(6):515-521.

8. Derincek A, Özalay M, Çınar M, Uysal M. Tüberkülöz spondiliti tanısı ile anterior torakotomi ve posterior enstrümantasyon yapılan hastada dalak rüptürü. Journal of Turkish Spinal Surgery 2010; 21 (1): 73-78.

Bilimsel toplantılarda sunulan bildirimler

1. Polat O, Derincek A, Us K, Attar A: Posterior instrumentation and interbody fusion for postdiscectomy instabilities. 6. International Spine Surgery Meeting, 4-7 September 2002, Ankara.

2. Beaubien BP, Kallemeier PM, Derincek A, Buttermann GR, Lew WD, Kidder LS, Holthusen SM, Turner AS, Seim H, Wood KB: Use of a bioresorbable plate in single level cervical spine fusion: a pilot study in sheep. 51nd Annual Meeting of Orthopaedic Research Society, February 2005, Washington DC.

3. Derincek A , Pinto M, Mehbod A, Transfeldt E. FLOATING DISCS: Should they be included in the fusion? 7th International Congress on Spine Surgery, 14-17 April 2005, Antalya, Turkey.

4. Freeman A, Derincek A, Beaubien BP., Buttermann GR., D. Lew, Wood K. In vitro comparison of bioresorbable and metallic cervical fusion plates in stabilizing a single-level ACDF. 7th International Congress on Spine Surgery, 14-17 April 2005, Antalya, Turkey.

5. Derincek A , Wu C, Mehbod A, Transfeldt E. Biomechanical comparison of anatomic trajectory versus injectable calcium sulfate graft augmented pedicle screw for salvage in cadaveric thoracic bone.7th International Congress on Spine Surgery, 14-17 April 2005, Antalya, Turkey.

6. Celik H, Derincek A, Arslanoglu A Interlaminar discectomy in lumbar disc herniation: shorten postoperative return to work period in recruits undergoing military training. 1. ISMISS TURKEY Congress, 5-6 April 2008, Ankara, Turkey.

7. Uysal M, Özalay M, Circi E, Derincek A, Çınar M. Posterior Lumbar İnterbody Füzyon tekniği ile Spondilolistezis Cerrahi Tedavisi Uygulanan Hastaların Fonksiyonel ve Radyolojik Sonuçlarının Değerlendirilmesi. 8. Uluslararası Türk Omurga Kongresi, 23-26 Ekim, 2008, Çeşme, Türkiye.

8. Derincek, A, Balçık C., Çınar, M., Uysal, M., Özalay, M. Salvage of failed sacral pedical screw: Biomechanical comparison of ala screw, bigger pedicle screw, polymethymethacrylate augmented pedicle screw. 8. Uluslararası Türk Omurga Kongresi, 23-26 Ekim 2008, Çeşme, Türkiye.

9. Derincek A, Çınar, M, Özalay, M. Akpınar Sercan. Anatomical Comparasion Between Human and Calf Sacral Spine: First Sacral Vertebra Pedicle Morphology. 8. Uluslararası Türk Omurga Kongresi, 23-26 Ekim 2008, Çeşme, Türkiye.

10. Özalay M, Şenköylü A, Benli T, Uysal M, Derincek A, Altun N. Ciddi Koronal ve sagittal deformitelerin düzeltilmesinde posterior total vertebral kama rezeksiyonu (Domaniç Osteotomisi). 8. Uluslararası Türk Omurga Kongresi, 23-26 Ekim 2008, Çeşme, Türkiye.

11. Uysal M, Çirci E, Derincek A, Özalay M, Çınar M. Ardışık çift seviyeli istmik tipte lumbar spondilolistezis: olgu sunumu. 8. Uluslararası Türk Omurga Kongresi, 23-26 Ekim 2008, Çeşme, Türkiye.

12. Çınar M, Akpınar S, Hersekli M, Uysal M, Cesur N, Pourbagher A, Derincek A. The effect of two different fixation methods of anterior cricuate ligament reconstruction with hamstring tendons on clinical results and bone tunnel enlargement. 10th Congress of the European Federation of National Associations of Orthopaedics and Traumatology. 3-6 June, 2009, Vienna.

13. Karan B, Pourbagher A, Derincek A, Koçer EN. Intramuscular hydatid cyst of the leg: MRI findings. 65 th Korean Congress of Radiology. 21-23 October 2009, Seoul, Korea.

14. Binnet MS, Yılmaz C, Erakar A, Derincek A. Eminensiya interkondilaris kırıklı çocuk ve yetişkin olguların artroskopik tedavisi ve sonuçlarının karşılaştırılması. XVII. Ulusal Ortopedi ve Travmatoloji Kongre Kitabı, Antalya, 2001.

15. Çınar M, Akpınar S, Derincek A, Circi E, Uysal M. Diabetik ve idiopatik donmuş omuz hastalarında artroskopik kapsüler gevşetme. XXI. Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi, 3-8 Kasım 2009.

16. Çınar M, Akpınar S, Circi E , Derincek A, Beyaz S, Uysal M. Elastofibroma Dorsi: Nadir görülen omuz ağrısı nedeni. XXI. Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi, 3-8 Kasım 2009.

17. Özalay M, Şahin O, Derincek A, Onay U, Turunç T, Uysal M. Tüberküloz dışı spondilodiskit tedavisinde tek evreli kombine anterior radikal debridman ve posterior enstrumantasyon. XXI. Ulusal Türk Ortopedi ve Travmatoloji Kongresi, 3-8 Kasım 2009.

Kitap bölüm yazarlığı ve çeviriler

1. Binnet M, Derincek A. Osteoligamentoz ACL Yırtıklarının Tedavisi. Tandogan R Ed, Ön Çapraz Bağ Cerrahisi, Ankara, Başkent Yayınları, 2002.

2. Derincek A. Görüntülü Rehberli Omurga Cerrahisi. Şatanay T Ed, Minimal İnvaziv Omurga Cerrahisi Uygulamaları, Güneş Tıp Kitapevleri, 2010.

3. Derincek A. Posterolateral Foraminoskopik Mikrodiskektomi. Şatanay T Ed, Minimal İnvaziv Omurga Cerrahisi Uygulamaları, Güneş Tıp Kitapevleri, 2010.

4. Derincek A. Omurganın Kompresyon Kırıklarında Kifoplasti. Şatanay T Ed, Minimal İnvaziv Omurga Cerrahisi Uygulamaları, Güneş Tıp Kitapevleri, 2010.

5. Derincek A. Optimesh™ Vertebral Dolgu. Şatanay T Ed, Minimal İnvaziv Omurga Cerrahisi Uygulamaları, Güneş Tıp Kitapevleri, 2010.

Ödüller

1- “2. en iyi deneysel çalışma ödülü”. Salvage of failed sacral pedical screw: Biomechanical comparison of ala screw, bigger pedicle screw, polymethymethacrylate augmented pedicle screw. 8th International Turkish Spine Congress, 23-26 October 2008, Çeşme, Turkey.

OMURGA HASTALIKLARI

BEL FITIĞI

Bel fıtığı, bel omurlarının arasındaki disk’in aşırı zorlama nedeniyle yerinden kayarak bacaklara gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapması sonucu oluşan bir hastalıktır. Genellikle 30- 60 yaş arasındaki erişkin grupta sıklıkla görülmesine rağmen, hemen her yaşta ortaya çıkabilir. Risk faktörleri arasında aşırı kilo, hareketsizlik, sigara kullanımı ve ağır kaldırma gibi beli zorlayıcı hareketler veya meslekler (inşaat işçisi, uzun yol şoförü, futbolcu, güreşçi v.b) sayılabilir.

Hasta, belinden kalçasına ve bacağına yayılan ağrıdan şikâyet eder. Bu ağrı ayak topuğuna ve parmaklara kadar uzanabilir. Zamanla ayakta uyuşma ve kuvvet kaybı gelişmeye başlar. İlerlemiş vakalarda idrar ve büyük abdest yapmakta zorluklar oluşabilir.

Yazının devamı …

BEL KAYMASI

lightbox

lightbox

Bel kayması (=spondilolistezis) nedir?

Spondilo latince omurga, listezis ise kayma anlamına gelir. Yani omurgaların birbiri üzerinde öne ya da arkaya doğru yerdeğiştirmesidir. Bu kayma sıklıkla bel bölgesinde olduğu için yaygın olarak ‘bel kayması’ adıyla alınır. Daha nadiren boyun omurgalarında da oluşabilir. Erkeklerin yaklaşık %5-6’sı, bayanların ise %2-3’ünde bel kayması meydana gelir. Özellikle yüksek fiziksel aktivite sonrası örneğin ağır kaldıranlarda, jimnastik veya amerikan futbolu oynayanlarda daha sık gözlenmektedir. Erkeklerin fiziksel aktivite seviyeleri daha fazla olduğu için erkeklerde bayanlardan daha sık rastlanır. Çocukluk çağında 7-10 yaşlarında fiziksel aktivitenin artması ile görülme sıklığı artmaktadır.

Yazının devamı için tıklayınız…

BELİNİZDE KANAL DARALMASI VAR MI?

kanal daralmasıOmurga kemiklerinin oluşturduğu kanalın içinde kol, gövde ve bacağa giden sinirlerin köken aldığı omurilik denilen ana sinir seyretmektedir. Bu sinir, omurga kemiklerinden köken alan kemik çıkıntıları, fıtıklaşmış disk veya omurga etrafında seyreden bağların aşırı büyümesi sonrası bası altında kalıp ezilebilir. Dar kanal bel dışında, sırt veya boyun bölgesinde de oluşabilir. Bu durum sıklıkla omurgada kireçlenmenin başladığı ileri yaşlarda ortaya çıkar.

Yazının devamı …

SKOLYOZ

lightbox

lightbox

ERGENLİK ÇAĞI SEBEBİ BİLİNMEYEN SKOLYOZ=ADÖLESAN İDİOPATİK SKOLYOZ
Skolyoz; omurganın önden bakıldığında olması gereken orta hat aksından çıkarak yana doğru yer değiştirmesidir. Ergenlik çağı sebebi bilinmeyen skolyozu; 10 ile 18 yaşları arasında görülen ve adı üstünde sebebi bugün itibari ile tam olarak bilinmeyen skolyozdur. Kız çocuklarında daha sık görülür. Ergenlik çağı sebebi bilinmeyen skolyoz tipi en sık rastlanan skolyoz tipidir. Skolyoza sebep olabilecek nedenler arasında hormonal bozuklar, asimetrik büyüme ve kas imbalansı gibi teoriler mevcuttur. Skolyozlu hastaların %30’unda aile öyküsü mevcut olması nedeniyle genetik bir bağlantısı olduğu düşünülmektedir.
Ergenlik çağı sebebi bilinmeyen skolyozu dışında; doğuştan omurga gelişim bozukluğuna, sinir/kas hastalıklarına bağlı ya da ilerleyen yaşta omurgadaki kireçlenme ile beraber skolyoz ortaya çıkabilir. Yazının Devamı

ERKEN BAŞLANGIÇLI SKOLYOZ TEDAVİSİ

Manyetik Kontrollü Uzayan Çubuklar ile Skolyoz Eğriliğinin Düzeltilmesi
Erken başlangıçlı (5 yaşından küçük) skolyozlu hastalarda, ergenlik dönemindekine benzer omurgayı düzeltme ve dondurma (füzyon) ameliyatı yapılması durumunda, göğüs kafesi ve dolayısıyla akciğer gelişimi yetersiz olacaktır.
Aynı şekilde omurga büyümesi yani gövde uzaması yeterli olamayacağı için boy kısalığı ile sonuçlanacaktır.
Yazının Devamı

KAMBURLUK (KİFOZ)

Kamburluk, omurganın öne doğru eğilmesi ile sonuçlanan bir şekil bozukluğudur. Normal insan omurgasına yandan bakıldığında; boyun bölgesi çukur, sırt bölgesi kambur ve bel bölgesi gene çukur görünümdedir. Yani normalde sırt bölgemiz 40-45 dereceye kadar kamburdur. Bu derecenin üstündeki kamburlukların altında yatan bir takım sebepler olabilir.

Kamburluk fark edilmeyecek kadar küçük bir eğrilik olabileceği gibi, kronik ağrı, his ve güç kaybı veya ileri derecede şekil bozukluğu ile de karşımıza çıkabilir. Kamburluk bilindiği gibi en sık sırt bölgesinde görülmekle beraber, boyun ve bel bölgesinde de ortaya çıkabilir. Boyun ve bel bölgesi normalde çukur olduğu için, kifoz başlangıçta boyun ya da belde düzleşme ile karşımıza çıkabilir. İlerleyen dönemlerde ise boyun ve belde de kamburluk oluşabilir.

Yazının devamı …

OMURGA KIRIKLARI

lightbox

lightbox

Özellikle genç aktif bireylerde, trafik kazaları ya da yüksekten düşme sonrası ortaya çıkan yüksek enerjili yaralanmalardır. Yaralanmanın şiddetine bağlı olarak sadece kırık veya kırıkla beraber çıkık da ortaya çıkabilir. Yaralanmanın şiddeti arttıkça omurilik yaralanma riski de artar. Omuriliğin kendisi ya da omurilikten çıkan sinir kökleri bu esnada yaralanabilir. Böyle bir durumda; kollarda ya da bacaklarda ortaya çıkabilecek basit bir his kaybından, idrar-büyük abdest tutamama ve felce kadar değişen derecelerde problemler ortaya çıkabilir. Yaralanma sonrası yapılan ilk muayenelerde, omurilik hasarının varlığı ve derecesi hakkında önemli bulgular elde edilir.

Hastaya çekilen röntgen, tomografi ve MR (emar) incelemeleri sonrasında tedavi planı çizilir. Omurgada tek bir bölgede oluşan, kemikte aşırı derecede çökme ya da parçalanmanın olmadığı, omurilik veya sinir hasarı gelişmemiş hastalarda, korse veya alçı tedavisi uygulanabilir. Buna karşılık kırıklı-çıkık, aşırı parçalanma ve çökme tipinde kırık, omurilik hasarı gelişmiş olgularda cerrahi tedavi uygulanır. Omurga, metal yapıdaki vida, çubuk ve kafes benzeri bir takım materyaller aracılığı ile sabitlenir. Bu cerrahi girişimler; parçalanma-çökme derecesi ve omurilik kanalında kırık sonrası ortaya çıkan daralmanın derecesine göre, arkadan (sırt veya bel) yaklaşım veya hem arkadan hem önden yapılacak iki ayrı cerrahi kesiden gerçekleştirilir. Omuriliğin kısmi yaralanması gelişmiş hastalarda, cerrahi tedaviden sonra uygulanacak fizik tedavi programı sayesinde, hastalarda tam ya da kısmi iyileşme olması mümkündür.

Ortalama yaşam süresinin artmakta olduğu ülkemizde bir diğer omurga kırığı sebebi de osteoporoza bağlı çökme kırıklarıdır. Bu kırıklar herhangi bir düşme ya da yaralanma olmadan yürüme esnasında oluşabileceği gibi, sıklıkla karşılaşılan ev içinde düşmeler sonrası ortaya çıkmasıdır. Bu kırıklar çökme tipi kırıklardır ve düşük enerjili kırıklar olduğu için omurilik zedelenmesi çoğunlukla söz konusu değildir. Bu kırıklar çoğu zaman ilaç tedavisi, korse ve yatak istirahati gibi konservatif yöntemler ile tedavi edilebilmektedir. Bu sebeple ilk anda bu yöntemler seçilmelidir. Ancak bir grup hastada tüm çabalara rağmen ağrı devam ederek, hastaların günlük aktivitelerini engeller ve yaşam kalitelerini düşürür. Bu hastalarda alternatif olarak kırık omurga kemiği içine uygulanacak kemik çimentolama işlemi (vertebroplasti) uygulanabilir. Bu yöntem; bölgesel anestezi altında yüzüstü yatan hastaya 1 cm’lik kesiden bir takım tel ve boru sistemleri vasıtasıyla uygulanan, kırık kemik içine çimentonun enjeksiyonundan ibarettir. Doğru seçilen hastalarda başarı oranı ve hasta memnuniyeti oldukça yüksektir.

OMURGA TÜMÖRLERİ

lightbox

Omurgada görülen tümörlerin büyük çoğunluğu, vücudun diğer bölgelerinden gelerek bu bölgeye yerleşen yani metastaz yapmış tümörlerdir. Sıklıkla akciğer, meme, prostat, böbrek gibi organlardan veya multiple myeloma gibi kemik iliği kökenli tümörler, omurgaya metastaz yapar. Bazen bu kanserlerin tanısı omurga bölgesine yerleşip ağrı yapana kadar gerçekleşmez. İstirahatla azalmayan, sürekli tarzda, künt bir bel ağrısı şeklindedir. Gece ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı bel ağrısına eşlik edebilir.

Mevcut kanserin tedavisine (kemoterapi, radyoterapi=ışın tedavisi) ek olarak dayanılmaz bel ağrısı veya tümörün omuriliği ezmesine bağlı güçsüzlük, idrar ve gayta problemleri gelişen hastalarda cerrahi tedavi uygulanması gerekebilir.

OMURGA ENFEKSİYONLARI

Omurga enfeksiyonları; en sık bel bölgesinde (lomber) ortaya çıkar; sırt ve boyun omurgası daha nadir tutulur. Sebep olan mikroorganizma, kan yoluyla veya çevre organlardan direk yayılma yoluyla omurgaya ulaşır. Bir diğer sebep de omurga ameliyatları sonrası gelişen enfeksiyonlardır. İdrar yolu veya solunum yolu enfeksiyonları özellikle yaşlı, düşkün hastalarda kolayca omurgaya yayılabilir. Şeker hastaları, diyaliz hastaları ve sürekli damardan ilaç uygulanan hastalarda enfeksiyon riski normal popülasyona göre daha yüksektir.

Hastalar bel ağrısı, hassasiyet ve ateş ile doktora başvurur. İleri vakalarda enfeksiyonun sebep olduğu bası nedeniyle bacak ağrısı veya bacakta güçsüzlük gibi nörolojik semptomlar ortaya çıkabilir. Böyle bir durum belirdiğinde ya da antibiyotik tedavisinden yeterli cevap alınamayan hastalarda, enfeksiyon cerrahi yolla temizlenir. İyi tedavi edilmemiş enfeksiyonlar omurgada ilerleyici harabiyete neden olarak kamburluğa kadar giden şekil bozuklukları yaratabilir.

Brucella enfeksiyonu da, et veya pastorize edilmemiş süt ve süt ürünleri ile insana bulaşarak omurgada enfeksiyona neden olabilir. Genellikle antibiyotik tedavisine iyi cevap verir.

ERİŞKİN (ADULT) SKOLYOZU

ERİŞKİN SKOLYOZU: ‘Sadece Bel Fıtığı Olduğunuza Emin misiniz ?’

lightbox

Aynaya baktığınızda bir omuzunuz daha mı yukarıda? Pantolonunuzun bir bacağı diğerinden daha mı uzun? Yürürken bir kalçanız diğerine göre daha mı yukarıda? Eğer bu sorulara evet cevabı veriyorsanız sizde skolyoz (omurga eğriliği) olabilir.
Erişkin Skolyozu sıklıkla 2 şekilde karşımıza çıkar. Çocukluk çağında ortaya çıkmış ancak ilerlemiş, uykuda olan eğriliğin uyanarak ilerlemesi sonucu ya da omurganın yaşlanmasına bağlı ortaya çıkar. En sık bel bölgesinde ortaya çıkmaktadır ancak sırt ve boyun bölgesinde de oluşabilir.
Yazının devamı için tıklayınız…

ORTOPEDİK HASTALIKLAR

OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ)

Osteoporoz, ya da daha çok bilinen adıyla “kemik erimesi”, kemik kitlesinin kaybı ve kemik dokusunun mikro-mimarisinin bozulması sonucu kemik kırılganlığının artışı ile karşımıza çıkan bir kemik hastalığıdır. Kısaca, kemiğin mineral içeriğinin azalması nedeniyle dayanıklılığının azalması, yani kalitesinin düşmesidir. Bu durum kemiği daha kırılgan hale getirir. Osteoporoz omurga, kalça ve bilekler gibi yük taşıyan kemiklerde daha sık görülmektedir.

50 yaşın üzerinde her 3 kişiden birinde osteoporoz görülmektedir. Her 8 kişiden 1’inde de osteoporoza bağlı omurga kırığı gelişmektedir; hastanın boyunda kısalma, kamburluk ve yaşam kalitesinde azalma ile kendini gösterir. Bu oran yaşla artmaktadır. Kalça kırığı, 70 yaşın üzerindeki her 3 kadından ve her 9 erkekten 1′inde görülen önemli bir sağlık problemidir. Kalça kırıkları yaşlı hastalarda ölümle sonuçlanan ciddi problemlere sebep olabilmektedir.

Kemikler, sürekli olarak yapım-yıkım olaylarının ardarda devam etmesiyle yenilenen canlı dokulardır. Trabeküler kemiğin yapım-yıkım hızının kortikal kemiğe göre 4-8 kat daha hızlı olması, bu kemikleri kırıklara daha hassas hale getirmektedir. Kadınlarda 40 yaşına kadar yapım-yıkım olayı dengeli bir şekilde devam ederken, bu yaştan itibaren yıllık % 0.5′lik bir oranda geri dönüşümsüz bir kemik kaybı olur. Özellikle menopozdan itibaren daha da hızlanır, ve menopozda olan bir kadın her yıl trabeküler kemiklerinin %5′ini ve tüm vücut kemik dokusunun %1-1.5′luk bir kısmını kaybeder.

Osteoporoz riski yaşla birlikte artar, ve özellikle kadınlarda erkeklere göre daha sıktır. İnce kemik yapısı olanlarda, ailesinde ve özellikle ailesindeki kadınlardan birinde kemik kırığı öyküsü ya da boyunda kısalma öyküsü bulunan kadınlarda kırık riski artar. 45 yaşından önce kendiliğinden ya da ameliyatla yumurtalıklarının alınmasıyla menopoza giren kadınlarda yine kırık riski artar.

Kemik ölçümleri hızlı, kolay yapılabilen testlerdir. Çok çeşitli yöntemler var ise de en çok DEXA (Dual photon X-ray absorbsiyometre) kullanılmaktadır.

Tedavide amaç kemik kaybının önüne geçmek, kırık gelişmesini engellemek ve yaşam kalitesini arttırmaktır. Bu amaçla alkol, kahve ve kolalı içeceklerin tüketimi azaltılmalı, mümkünse sigara bırakılmalıdır. İlaç tedavisi olarak kemik yıkımını engelleyen kalsiyum, vitamin D, östrojenler, kalsitonin, bifosfanatlar veya kemik yapımını arttıran parathormon, anabolik steroidler, sodyum florür gibi ilaçlar kombine olarak kullanılabilir. Kalsiyumdan zengin diyet, vitamin D yapımı için güneş ışığı maruziyeti önemlidir. Östrojen tedavisinin MEME KANSERİ, RAHİM KANSERİ, KARACİĞER HASTALIĞI, DAMAR TIKANIKLIĞI OLANLARDA kullanılması sakıncalıdır. Size uygun olan ilaç tedavisini doktorunuz belirleyecektir. Yakınlarınız veya komşunuz kullandığı ilaç size zarar verebilir.

Kırık oluşumundan korunmak için;

  • — Uygun ayakkabı kullanılmalı
  • — Çorap ve ayakkabı uygun bir yerde oturularak giyilmeli
  • — Ani hareketlerden kaçınılmalı
  • — Eğilmek gerekiyorsa, bel bükülmeden, dizler bükülerek eğilmeli
  • — Fazla ağırlık taşımamalı
  • — Ev ve işyeri aydınlatılmasına özen gösterilmeli
  • — Yatak odası ve banyo arası sürekli aydınlatılmalı
  • — Düşmeye neden olabilecek eşyalar kaldırılmalı (örneğin kayan paspas)
  • — Yapısı kuvvetli olan mobilyalar seçilmeli
  • — Banyo ve tuvaletlere sağlam tutunabilecek tutma kolları yaptırılmalı
  • — Evde kolay erişilebilecek yerlerde telefonlar bulundurmalı
  • — Sık kullanılan eşyalar yakında olmalı
  • — Banyo küveti ve zemininin kayganlığını önleyecek tedbirler alınmalıdır.

EKLEM KİREÇLENMESİ (ARTOZ)

Eklemlerin en sık karşılaşılan hastalığıdır. Genetik yatkınlığı (ailesinde kireçlenme şikayeti) olan bireylerde, çoğunlukla da bayanlarda ve aşırı kilolu kişilerde, ilerleyen yaşla beraber eklem kıkırdağının harabiyetine bağlı olarak ağrı, hareket kısıtlılığı ve ilerleyen dönemde eklemde şekil bozukluğu ile ortaya çıkan kronik (uzun süreli) bir hastalıktır. En sık kalça, diz, omurga ve el eklemleri tutulur.

Tanı, muayene ve röntgen filmi ile kolaylıkla konulabilir. Kireçlenmeyi geriye çevirip tamamen ortadan kaldıran bir tedavi henüz bulunmuş değildir. Bugün uygulanan yöntemler hastaların şikayetlerini azaltmaya yöneliktir. Bu amaçla;

  • Kilo verilmesi
  • Yere oturmama, yüksek tuvalet kullanımı
  • Egzersiz, yürüyüş ve hareket
  • Ağrı kesici (analjezik) ilaç tedavisi
  • Kaplıca, sıcak su vb. tedaviler
  • Eklem kıkırdağı oluşumunu bloke eden enzimleri azaltan kondroitin kullanımı
  • Baston, dizlik gibi ortopedik cihazların kullanımı
  • Eklem içi kayganlaştırıcı sıvı enjeksiyonları
  • Eklem içi kortizon enjeksiyonu
  • FTR (Fizik tedavi rehabilitasyon)
  • Cerrahi yöntemler

lightbox

lightbox

lightbox

Seçilecek tedavi yöntemi, hastanın yaşı, şikayetlerinin yoğunluğu ve kireçlenme derecesi göz önüne alınarak yapılır. Hastanın kireçlenmiş dizindeki yırtık menisküsler ya da eklem faresi denilen serbest kemik parçalar ağrı, kilitlenme gibi şikayetlere neden oluyorsa artroskopi uygulanarak semptomlar giderilebilir. Ancak beraberinde diz ekleminde eğrilme ve şekil bozukluğu varsa kemik kırılarak eğrilik düzeltilmedir. Buna karşılık yürümekte zorlanan, ilaçlarla ağrısı geçmeyen ve kireçlenmenin yoğun olduğu yaşlı hastalarda protez tedavisi daha uygun olabilir. Doktoruzunuz dizinizdeki kireçlenmenin derecesine bağlı olarak uygun durumlarda yarım yada tam protez uygulanabilir.

lightbox

Kalça eklemindeki kireçlenmelerde benzer prensiplerle tedavi edilir. Erken yaşlarda kalça eklem yuvasında ve kalça başı bölgesinden yapılan kemik düzeltici ameliyatlar, ilerleyen yaşlarda yerini eklem protezine bırakır.

 

 

 

MENİSKÜS YARALANMASI

Menisküs, diz eklemi içinde uyluk ve kaval kemiklerinin eklem yüzleri arasından kıkırdak yapıda ‘C’ şeklindeki yapılardır. Bir tür amortisör gibi davranarak diz eklemine gelen yükü uygun şekilde aktarır, eklem kıkırdağını anormal yüklenmelerden korur. Menisküsler yırtık sonucu fonksiyon görmeyecek hale geldiğinde, dize gelen yüklenmeler kıkırdak hasarına yol açarak dizde erken kireçlenmeye kadar varan problemlere neden olabilir. Diz ekleminde iç ve dış olmak üzere 2 menisküs mevcuttur.

Menisküs gençlerde daha çok basketbol, futbol veya kayak gibi sporlar sonrası oluşur. Ülkemizde özellikle uygunsuz zemine sahip halı sahalarda oynanan futbol sonrası menisküs ve bağ yaralanmalarına sıkça rastlanılmaktadır. Yaşlı hastalarda ise çok daha kolay menisküs yaralanması olabilir. Merdiven çıkarken, namaz kılarken, hatta düz yolda yürüme esnasında oluşabilir.

Yırtık anında dizde şiddetli bir ağrı belirir. Bazen diz içine kanama sonrası diz şişer, hareket kısıtlanır ve ağrılı hale gelir. Genellikle o an spora devam edilemez hale gelinir. Beraberinde çapraz ve yan bağ yaralanması oluşmuş ise, dizde boşalma ve güvensizlik hissi belirebilir. Yırtığın büyüklüğüne bağlı olarak bazen yırtılan parça eklem arasına sıkışarak kilitlenmeye neden olabilir.

Tanı, muayene ve MR ile konulabilir. Ancak en iyi merkezlerde bile MR ile var olan yırtık bazen görülemeyebilir. Doktor muayene bulgularından halen şüphe ediyorsa, diz eklemine kamera ile bakma (tanısal artroskopi) gerekliliği duyabilir.

Tedavi, hastanın yaşına ve yırtığın oluşturduğa semptomlara bağlıdır. Sporcularda ve gençlerde menisküs yırtıkları mümkün olduğunca artroskopik kamera kullanılarak, dizde açılan 2 delikten girilerek (bıçaksız) dikilerek tedavi edilir. Dikilemeyecek kadar parçalı yırtıklarda ise yırtık menisküs parçası çıkarılır. İleri derecede hasarlı ve tamamına yakını çıkarılmak zorunda kalınan hastalarda menisküs nakli uygulanabilir. Ülkemizde henüz uygulaması çok sınırlı olan bu işlemin 10 yıllık takipteki başarısı % 60-80 arasındadır.

Yaşlı hastalarda ilk seçenek, ilaç, istirahat, soğuk uygulama ve dizlik kullanma gibi ameliyat dışı yöntemlerdir. Bu tedaviden fayda görmeyen, dizinde geçmeyen ağrı ve kilitlenme şikayetleri olan hastalarda, yine artroskopi uygulanır.

Artroskopi; ekleme kapalı olarak, kamera yardımı ile tanı ve tedavi uygulama yöntemidir. Diz ekleminde kaslar kesilmediği için iyileşme süresi oldukça hızlı olmaktadır. Hastaneden aynı gün taburculuğa olanak tanır. Bölgesel anestezi ile, hasta uyutulmadan işlem tamamlanabilir. Ameliyat sonrası ağrı oldukça azdır. Hastalar işe erken dönebilmektedir.

ÇAPRAZ BAĞ YIRTIĞI

Ön çapraz bağ, diz ekleminde uyluk ve kaval kemiğini birbirine bağlayan, ve bu iki kemiğin birbiri üzerinde kayarak anormal hareketine engel olan önemli bir yapıdır. En sık olarak sportif aktiviteler esnasında yaralanır. Trafik kazası, yüksekten düşme gibi travmalar sonrası da ortaya çıkabilir.

Yaralanma esnasında dizde ani bir kopma hissi ile birlikte şiddetli bir ağrı ortaya çıkar. Bazı sporcular bağın kopma sesini duyabilirler ve o anda sıklıkla yere düşerler. Diz ekleminin içinde hızla gelişen kanamaya bağlı olarak şişlik meydan gelir. Sporcu müsabakayı bırakmak zorunda kalır. Ağrı ve şişliğe bağlı olarak dizde hareket kısıtlılığı meydana gelir ve topallama ortaya çıkar. Bazı sporcular dizlerinin yerinden çıkıp girdiğini hissedebilirler. O an için yapılması gereken şey dizi istirahata almak ve buz uygulamaktır. Ağrı kesici ve kas gevşeticiler kullanılarak semptomlar azaltılmaya çalışılmalıdır.

İlerleyen dönemde bu şişlik ve ağrılar yerini özellikle ani dönme ve merdiven kullanma esnasında ortaya çıkan boşalma hissi ve güvensizliğe bırakır. Özellikle futbol, basketbol gibi temas sporları esnasında semptomlar çok belirgin hale gelir. Diz eklemindeki bu kontrolsüz hareketler ilerleyen dönemde kıkırdak ve menisküs yaralanmalarına sebep olabilir.

Özellikle genç bireylerde, aktif çalışanlarda ve sporcularda çapraz bağ tamir edilmelidir. Bu işlemi kapalı yöntemle yani artroskopi ile yapmak mümkündür. Yırtık olan bağ dikilerek tedavi edilmez. Diz çevresinden geçen bir takım kirişler veya kadavradan elde edilen hazır bağlar kullanılarak hastanın çapraz bağına benzer yeni bir bağ oluşturulur. Uyluk ve kaval kemiği içinde açılan tünellerden geçirilerek bu yeni bağ, uygun pozisyonda sabitlenir. Ameliyat sonrası erken dönemde diz egzersizlerine başlanır.

Yaşlı, spor yapmayan veya aktif çalışma hayatına son vermiş hastalarda, eğer boşalma hissi oluşmuyorsa, cerrahi tedavi gerekli değildir. Diz çevresi kaslar güçlendirilerek hasta günlük aktivitelerine kavuşturulabilir.

EL BİLEĞİNDE SİNİR SIKIŞMASI (KARPAL TÜNEL SENDROMU)

Median sinir adı verilen ve elin duyu hissi ve bazı hareketlerini sağlayan sinirin el bileği seviyesinde geçtiği tünel içinde sıkışmasıdır. Özellikle 40 yaş civarı bayanlarda sık rastlanır. Genellikle el bileğini fazla zorlayan aktivitelere bağlı ortaya çıkar (daktilo, klavye, titreşimli aletler kullanımı). Nadiren sinirin içinden geçtiği tünelde oluşan yağ bezesi veya bir kist de sıkışmaya neden olabilir. Diabetliler, tiroid bezinin az çalıştığı kişilerde, romatizma, aşırı kilo ve gut hastalarında daha sık görülür. Gebelikte vücutta su toplanmasına bağlı geçici bir sıkışma durumu ortaya çıkabilir.

İlk başlarda elde karıncalanma hissi, çabuk yorulma ve güçsüzlük ortaya çıkar. İlerleyen dönemde ağrı ve uyuşukluk, gece uykudan uyandırıp eli sallama ihtiyacı duyduracak kadar şiddetli hale gelebilir. Daha da ilerleyen hastalarda el kaslarında küçülme ve hissizlik ortaya çıkar.

Doktorun yaptığı muayene ve iğne testi (EMNG) ile tanı konur. Başlangıç döneminde el bileğinin istirahati ve ilaçlarla tedavisi mümkün olabilir. Bu tedaviden fayda görmeyenlere tünel içine kortizon tedavisi uygulanabilir. Ancak özellikle şeker ve romatizma hastaları bu tip tedavilerden çok fayda görmezler. Bu sebeplerle şikayetleri gerilemeyen hastalarda, el kaslarında küçülme veya hissizlik oluşmadan, sıkışmış olan sinir cerrahi olarak rahatlatılmalıdır. Bu amaçla lokal anestezi altında, el bileği seviyesinde yapılacak 3 cm. lik küçük bir kesiden sinirin geçtiği tünel gevşetilerek tünel içi basınç düşürülür. Hastaya erken dönemde el egzersizleri başlanır. Yaklaşık 15 gün içinde hasta işine veya günlük yaşamına rahatlıkla dönebilir.

 

 

SAĞLIĞINIZ İÇİN FAYDALI BİLGİLER

Haber, yorum ve tavsiyelerimiz

BELİNİZDE KANAL DARALMASI VAR MI?

14 Nisan 2014

kanal daralması

Omurga kemiklerinin oluşturduğu kanalın içinde kol, gövde ve bacağa giden sinirlerin köken aldığı omurilik denilen ana sinir seyretmektedir. Bu sinir, omurga kemiklerinden köken alan kemik çıkıntıları, fıtıklaşmış disk veya omurga etrafında seyreden bağların aşırı büyümesi sonrası bası altında kalıp ezilebilir. Dar kanal bel dışında, sırt veya boyun bölgesinde de oluşabilir. Bu durum sıklıkla omurgada kireçlenmenin başladığı ileri yaşlarda ortaya çıkar.
Hastalar doktora özellikle yürümekle artan bacak ağrısı şikâyeti ile başvurur. Yürüme mesafesinde azalma mevcuttur. Hasta eskiden yürüdüğü mesafeyi artık yürüyememekte ya da bir süre dinlenerek yürümek zorunda kalırlar. Beraberinde çoğunlukla eşlik eden bel ağrısı olmaktadır. İlerlemiş vakalarda, kısa mesafede bile yürüme güçlüğü,  bacaklarda güçsüzlük, his kaybı, barsak ve mesane kontrolü ile ilgili sorunlarla da karşılaşılabilir. Bazen dar kanal şikâyetleri ile bacaklara giden atardamarlardaki tıkanıklığa ait şikâyetler karışabilir. Damar şikâyeti olan hastalarda da, yürümekle artan bacak ağrıları olabilir.

Hastada güç kaybı, idrar ve gayta problemi belirmemiş ise ve şikayetleri hafif ise ilaç tedavisi, fizik tedavi veya epidural enjeksiyon (bel bölgesine) tedavisi uygulanabilir.  Günlük aktiviteleri kısıtlanmış, yürüme zorluğu ileri derecede olan hastalarda, idrar ve gayta problemi olanlarda cerrahi olarak daralmış kanal genişletilerek omurilik rahatlatılmalıdır. Hekimin gerekli gördüğü durumlarda daralan kanalın genişletilmesine ilaveten,  omurga vida ve çubuklar yardımıyla sabit hale getirilmelidir.

GEBELİK VE BEL AĞRISI

7 Nisan 2014

Gebelik ve Bel Ağrısı  Gebelerde bel ağrısı oldukça sık karşılaşılan bir problemdir ancak önlenebilir.  Kadınların yaklaşık %50-80’ ni gebelik süresince en az 1 defa bel ağrısı yaşamaktadır. Bu    ağrı bazı aktivitelerle ortaya çıkan basit bir ağrıdan, şiddetli kronikleşmiş bir ağrıya kadar değişen derecelerde olabilir.

Gebelikte bel ağrıları en sık 5 ile 7. aylarda ortaya çıkmaktadır. Ancak gebelik öncesi dönemde bel ağrısı olanlarda, daha erken ortaya çıkabilmektedir.

 Gebelikte bel ağrısı neden olur?

  1.   Kilo artışı
  2.   Ağrılık merkezinin öne doğru yerdeğiştirmesine bağlı olarak bel kaslarında oluşan yorgunluk ağrısı
  3.   Gebelik hormonlarının eklem bağlarını gevşetici etkisi ile yük taşımada ki zorluk ağrıya neden olur

   Hangi bölgelerde ağrı ortaya çıkar?

  1.    Alt bel bölgesi: sıklıkla uzun süre oturma, ayakta durma veya tekrarlayan kaldırmalar sonucu ortaya çıkar
  2.    Pelvis arkası bölge (kuyruk sokumu): Kuyruk sokumu bölgesinde saptanan ve bel bölgesine göre 4 kat daha fazla ağrı yapan bölgedir. Ağrı kalça ve uyluk arkasına      kadar yayılır ancak diz altı bölgeye yayılım göstermez.

Kuyruk sokumu bölgesi ağrısı aşağıdaki durumlarda artabilir;

  1. Yatak içinde dönme
  2. Merdiven çıkma
  3. Oturma ya da kalkma esnasında
  4. Taşıma, makaslama ve öne eğilme hareketleri esnasında
  5. Koşma ve yürüme esnasında

Gebelik bel ağrıları ile nasıl başedebilirsiniz ?

Aslında gebelik bel ağrısı oluşmadan mücadeleye başlamak gerekir. Gebelik öncesi dönemde spor yapmamış, bel ve karın kasları zayıf olan kişiler gebeliğin erken döneminde fizyoterapist eşliğinde güçlendirme egzersizlerine alınabilir. Gebelik platesi, pelvis kaslarını güçlendirerek bel ağrısı kadar doğuma içinde katkı sağlar. Vücudunu günlük işlerde doğru kullanması amacıyla gebenin eğitilmesi şarttır. Bu amaçla;

  1. Uygun duruşun sağlanması
  2. Günlük aktivite ve uyku esnasında bel pozisyonu eğitimi

Bu süre zarfında bel ağrısı devam eden veya şiddetlenen kişilere ağrı tedavisi yapılır. Parasetamol grubu ilaçlar gebelerde 3. aydan sonra doktor gözetiminde kullanılabilir. Benzer şekilde aspirin düşük dozlarda 80mg/gün kullanılabilir. Voltaren, Dikloron, Majezik ve Naprosyn v.b gibi non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar 34. Haftadan sonra gebelik suyunda azalma ve bebeğin önemli kalp damarlarında erken kapanmaya yolaçabilir. Ağrı kesici özellikteki çayların kullanımı tavsiye edilmez. Çok gerekmedikçe kas gevşetici kremlerin kullanılması önerilmez.

İlaç tedavisine ek olarak bel bölgesine masaj uygulamaları gebeyi rahatlatabilir.

 

TEKNOLOJİ ve BOYUN AĞRISI

29 Aralık 2013

Teknoloji ve Boyun Ağrısı

İlerleyen teknoloji sayesinde neredeyse hepimiz akıllı telefon, tablet ve ya en azından bilgisayar kullanıcısı olduk. Teknolojinin hayatı kolaylaştırıcı rolünün yanında bir takım sağlık problemlerini de beraberinde getirdiği ortada. Çok fazla sayıda yazışma/mesajlaşma sonucunda baş öne ve aşağı doğru eğilmekte, sonuçta boyun, omuz, sırt ve baş ağrıları ortaya çıkabilmektedir. Aslında bu durum ‘overuse sendromu’ yani başın sürekli öne eğilir pozisyonda uzun süre tutulmasına bağlı, aşırı kullanma ve gerginlik rahatsızlığıdır.

Boynumuz normalde, ortalama 5 kğ ağırlığındaki başımızı taşımaktadır. Başın öne veya uzun süre cep telefonu kullanılmasına bağlı yana doğru sürekli eğilmiş pozisyonda tutulması, boyun bölgesine binen yükü 10-15 kğ’a kadar arttırır. Boyun bölgesinin anormal pozisyonda tutulması kaslar üzerinde stresi arttırarak, yorgunluk, kas spazmı ve hatta stres tipi baş ağrısına neden olur.

Finlandiya’da işyerinde bilgisayar kullanan 1500 çalışan üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, bayanlarda daha çok olmak üzere, genç erişkinlerin %53’ünde boyun bölgesinde ağrı ve uyuşma, %32 oranında ise kalça ve bel bölgesinde ağrı oluştuğu bildirilmiştir.  Bu problemlerin uzun vadede boyun bölgesindeki kas, kemik ve disklerde nasıl bir probleme yol açtığı bugün için tam olarak bilinmemektedir.

Tüm bu ağrılardan biraz olsun kurtulabilmek ve korunmak için;

1.  Kullandığınız cihazın mümkün olduğunca göz hizanıza yakın olacak, başınızı öne doğru en az eğecek pozisyonda olmasına özen gösterin,

2. Çalışma esnasında aralar verin ve sık sık pozisyon değiştirin,

3. Kaslarınız üzerindeki gerilimi azaltmak için egzersiz yapın,

4. Cep telefonunuzu kulaklık veya bluetooth yardımıyla kullanın.

 

 

 

ŞEKER HASTALIĞINDA AYAK BAKIMI ÇOK ÖNEMLİ

29 Kasım 2013

Diyabet, birtakım sorun ve sorumlulukları beraberinde getiren ve yaşam boyu süren bir hastalıktır. Şeker hastalığı doğası gereği sistemik bir hastalık olup özellikle göz, böbrek, sinir ve damarları etkiler ve zaman içinde geri dönüşümsüz bir takım hasarlara neden olur. Ayak ve bacaklardaki damarların hasarlanması sonucu yeterli kan ayağa ulaşmaz. Benzer şekilde sinir hasarı sonucu hasta ayağını yeterince hissedemediği için kolayca yaralanmalara sebep olur. Örneğin ayakkabısı içindeki küçük bir taşı ya da bir böcek sokmasını hissedemeyebilir. Ayakta kolayca oluşan yaralanmalar, zaten yetersiz kanlanma yüzünden iyileşemez ve hızlı bir şekilde ilerler.

Bu sebeple en iyisi, şeker hastasının ayakta yara oluşumuna hiç maruz kalmadan gerekli tedbirleri en baştan almasıdır;

  • Hasta, damar düşmanı sigarayı bırakmalıdır
  • Ayaklar her gün ılık su ve sabunla yıkanmalı, sonrasında iyice kurulanmalı
  • Ayaklarda kuruluk ve çatlaklık oluşmaması için nemlendirici kremler kullanılmalıdır ancak parmak arasına sürülmemeli
  • Evde daima terlik giyilmeli
  • Ayakkabılar giyilmeden önce mutlaka içi kontrol edilmedi (taş vs) ve pamuklu çorap tercih edilmeli. Ayakkabı rahat ve kapalı olmalı. Açık ayakkabılar tercih edilmemeli
  • Ayaklarınızdaki nasır ve sertleşmiş deri kısımları için asla kesici alet kullanmamalı
  • Ayak tırnaklarınız banyodan sonra yumuşak iken kesmeli, çok kısa ve köşeleri derin kesilmemeli, sonrasında tırnak törpüsü ile törpülenmeli
  • Ayak soba ya da sıcak cisimlere yaklaştırılmamalı
  • Her gün ayak tabanını, parmak aralarını mutlaka gözlemlemeli. Göremediğiniz yerlere ayna ile bakmalı ve eğer gözleriniz iyi görmüyorsa bunu bir yakınınızın yapmasını istemelisiniz

MEDYA HABERLERİ

TEKNOLOJİNİN

“Fıtıklı” Telefonlar

Doğukan Gezer- Acaba Gazetesi

Masaüstü bilgisayarların iş alanlarında yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan oturma düzenine bağlı boyun ve sırt ağrıları, şimdilerde akıllı telefonlarla birlikte yeniden gündeme geldi. Uzmanlara göre başın uzun süre öne eğik pozisyonda durması, boyun fıtığının en önemli tetikçisi. Yazının devamı…

Basındaki Haberler

Basında çıkan haberleri görüntülemek için buraya tıklayınız…

FOTO GALERİ

ONLINE RANDEVU

İsim (gerekli)
E-posta (gerekli)
Telefon (gerekli)
Şikayetiniz (gerekli)
İleti

Bizimle İletişime Geçin

Bizimle İletişime Geçin

Harita

ALİHAN DERİNCEK
© 2013, Alihan Derincek All rights reserved.